|

Renault
Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar;
"Ralliler
ile Daha Geniş Bir Kitleye Ulaşmayı Arzuluyoruz"
"Yarışlar;
gençlik, dinamizm ve sürüş keyfi gibi değerleri vurgulayarak
(Renault Sport simgesi taşısın veya taşımasın) otomobillerimize
öz değer katan bir imaj unsurudur.
Uluslararası düzeyde, Renault, Formula 1 yarışlarına
%100 Renault yapımı bir otomobille katılmaktadır. Bu
araç ileri teknolojisi ile müthiş bir uluslararası imaj
sağlamaktadır.
Türkiye'de Renault, otomobil yarışlarına 2002 yılında
Performans Organizasyon ile birlikte tutkulu pilotlar
için 15 otomobillik bir Clio Cup organizasyonu ile geri
döndü. Bu organizasyon Türk halkına Formula 1'den daha
yakın ve standart otomobillerimize de yakın, çünkü Clio
Cup doğrudan bizim Clio Renault Sport 2.0 16V modelimizden
yaratıldı.
Bu yıl Clio Super 1600 ile ralli şampiyonasına katılarak,
daha ileri bir teknoloji ve sadece pilotlar arasında
değil, farklı otomobil marka ve modelleri arasında geçecek
bir spor müsabakası ile daha geniş bir kitleye ulaşmayı
arzuluyoruz. Clio Cup'ta bütün otomobiller aynı, hepimiz
bir aile içindeyiz. Rallide ise, herkes sadece pilotlarının,
teknisyenlerinin yeteneklerini değil, aynı zamanda ürünlerinin
de üstünlüklerini kanıtlamaya çalışıyor. Kuşkusuz bütün
bu rekabet sporun ruhuna uygun bir şekilde yapılıyor.
Tutkuyla, ama agresif, saldırgan bir şekilde değil.
İnanıyorum ki 2004 S1600 Türkiye Şampiyonası harika
bir teknoloji, yetenek, fair-play, tutku ve coşku gösterisi
şeklinde gerçekleşecek.
Rallinin en büyük yararlarından birisi de yakınlık sağlaması,
geniş halk kitleleri ile, satış şebekemiz ile, personelimiz
ile yakınlık… Rallide, insanlar eylemin, ve otomobillerin
yakınındalar. Olayın tam ortasında yer alıyorlar, pilotlarla
konuşabiliyorlar, onların neşelerini veya üzüntülerini
paylaşıyorlar, onarımları takip edebiliyorlar. Burada
her şey açık. Bu olay yol kenarındaki müşterilerimiz
(özellikle gençler) ile markamız arasında mevcut olan
duygusal bağı güçlendirmeye büyük bir katkıda bulunuyor.
Bu tutkunun bir ürünüdür. Yarışmalar, ve özellikle ralli,
bir tüketicinin belli bir marka otomobili tesadüfi şekilde
satın almamasını sağlayan bu bağı daha da güçlendirir.
Ama büyük ölçüde süratten geçen bu tutku, bu disiplinin
trafiğe kapalı yolda yapılan ve büyük bir sürüş hakimiyeti
gerektiren bir spor olduğunu unutturmamalıdır. Trafiğe
açık yolda, herkes kurallara uymak zorundadır. Hiç kimse,
aracına mükemmel şekilde hakim olsa dahi bundan muaf
tutulamaz. Buna karşılık, iyi bir sürüş eğitimi görmek,
tartışmasız olarak kaza riskinin azaltılmasını sağlar,
çünkü kurallara uyulsa dahi doğru reflekslere sahip
olmak gerekmektedir.
Bu nedenle, otomobil sporunun ötesinde, Perfomans Organizasyon
ile trafik güvenliği alanında da işbirliği yapıyoruz;
özelikle Türkiye'de tek olan Autodrom'da mevcut donanımlar
ve verilen kurslar ile sürüş keyfi ile trafikte güvenlik
kavramlarını bir arada işliyoruz. Zaten buraya Renault
Sport atölyemizi kurmamız da bir rastlantı sonucu değil.
15 Clio Cup, 2 Maxi Mégane, 2 Clio Super 1600 modelini
Autodrom'un merkezinde bir arada görmek gerçekten de
son derece coşku verici bir şey."
::
21 Şubat 2004 :: Fotoğraf : Gürkan ÇAĞLAR
|